Bakü / Azerbaycan Ziyareti ve Gözlemler / Tespitler

Öncelikle Türkiye’den Bakü’ye nasıl gidebileceğinizi anlatayım. Bakü’ye hergün İstanbul’dan THY 5 sefer gerçekleştiriyor. Uçuş, yaklaşık 2 saat 20 dakika sürüyor. Azerbaycan Türkiye’ye kapıda vize uygulaması yapıyor, yeşil pasaportlara ise vize uygulamıyor. Hava alanına indikten sonra gümrük geçişinde fotoğrafınız çekiliyor ve vizeniz veriliyor. İnternette bazı adreslerde vize veren memurların ekstra para istediğinden bahsedilmiş ama ben böyle bir şeye şahit olmadım.

Haydar Aliyev hava alanı yeni tamamlanmış, oldukça modern bir hava alanı ve modern bir şehre indiğinizi simgeliyor. Hava alanından şehrin merkezine giden yollar 4 şeritli ve çok kaliteli bir asfalt kullanılmış yollarda. Yol boyunca lüks ve yeni binalar aydınlatılmış cepheleri ile sizi selamlıyor. Yollar çok geniş olmasına rağmen trafik bizim alışık olduğumuzdan farklı akıyor. Yol ne kadar geniş olursa olsun gidiş – geliş yolunu farklı güzergahlar üzerine kurgulamışlar, yani yol 6 şeritli ama tek yön, dönüş yolu farklı bir yerden kurgulanmış, ışık sayısı çok az ve korna burada popüler.

Biz 17-18 Mart 2015’te ziyaretimizi gerçekleştirdik ve bu tarihlerde Haziran ayında yapılacak 1. Avrupa oyunları için ciddi inşaat hazırlıkları söz konusu idi. Çok sayıda stadyum ve oyun alanı inşa ediliyordu. Dünyanın en pahalı binasını da Bakü’ye inşa ettiklerini göğüslerini kabartarak anlattılar, binayı Socar adlı Azerbaycan’ın milli akaryakıt şirketi inşa ediyormuş.

Konaklama için Qafqaz Point Oteli tavsiye ederim, gerek temizlik, gerek hizmet gerekse yemek kalitesi açısından kesinlikle tam puan aldı bizden.

Bakü’de çok fazla sayıda yabancı yaşıyor, sokakta Azerbaycan Türkünden çok yabancı ile karşılaşabilirsiniz.  Öyle ki İtalyan, İspanyol, Çin vb lokantalar her yerde.
Azerbaycan Türkçesi Türkiye’de kullanılan Türkçe’den farklı fakat biraz çaba ile çok rahat anlaşma sağlanabiliyor. Hava alanına indiğiniz andan itibaren bu güzel dil sizi reklam tabelaları ile selamlıyor. Bize tuhaf gelen bazı kelimeler kullanıyorlar, mesela kötü için “pis” kelimesini kullanıyorlar ya da uluslararası için “beynelxalk” kelimesini kullanıyorlar. Aslında kelimelerin özüne bakınca has Türkçe kullanıyorlar diyebiliriz.
İşte birkaç örnek daha:
Neft: Petrol
Nuş olsun: Afiyet olsun
Gıymeti neçedir?: Fiyatı nedir?
Zavod: Fabrika (Rusçadan kalma bir kelime)
Yüngül: Hafif
Maşın: Araba (Machine)
Bayram mubarak: Bayramınız kutlu olsun
Yaxşi: Güzel
Beli: Tamam, evet, tabii
Bakü, Xazar denizi (Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi ile Xazar gölünün deniz bağlantısı sağlanmıştır) kıyısında konumlanmış bir şehir. Fakat Xazar denizinden şehrin merkezi adına söylüyorum çok fazla faydalanıldığını görmedim, çünkü Xazar denizi petrol çıkarılırken ciddi manada kirletilmiş, denizin üstünde yüzen bir petrol tabakası rahatlıkla görülebiliyor.
Yemek kültürleri bizimkine çok yakın, et çok seviliyor ve hemen her yemekte et bulunuyor. Burada et buzdolabına konulmadan satılıyor, buzdolabına konulacak duruma gelmiş et bayat olarak değerlendiriliyor. Yemeklerde çok fazla kuyruk yağı kullanılıyor, eğer az yağlı istiyorsanız mutlaka baştan belirtmek lazım. Bir de yemekle birlikte sebze dedikleri salata geliyor, yeşil soğan, dere otu, tere, maydanoz gibi otlar oluyor salatada ilave olarak mutlaka “kişniş” oluyor içerisinde, kişnişin tadı bize biraz uzak, eğer sevmiyorsanız yine baştan söylemek lazım. Fakat restoranlarda yemek çok pahalı (iki çorba, iki pirzola için 79 manat (71,8 Euro, 200 TL)) para ödemek durumunda kaldık, bu parayı ödedikten sonra başka yerde yemek yemeye cesaret de edemedik, belki ucuz yerler vardır ama bizim bunu tecrübe edecek zamanımız olmadı maalesef. Yemekten sonra çay fasılları oluyor, bu fasıl Bakü’de mutlaka yapılıyor. Porselen demliklerde demlenmiş çay geliyor, tek demlikle çayı demliyorlar, yanında bir de kekik çayı geliyor, ikisini karıştırarak içiyorlar. Ayrıca çayın yanında mutlaka reçel çeşitleri, limon ve şekerlemeler de oluyor. Çaya şeker atmadan bunlarla içiyorlar, duruma göre şeker gerekiyorsa kıtlama içiyorlar. Çay burada çok ciddi bir kültür ve çok seviliyor.
Bakü çok lüks ve modern bir şehir. Bizi en çok şaşırtan şey tüm binaların evet istisnasız tüm binaların cephelerinin aydınlatılmış olmasıydı, geceyi gündüz kadar aydınlatmışlar. Fakat aydınlatılmış binaların hepsinin ortak özelliği cephelerinin özel bir taş ile kaplanmış olması ve hepsinin ana caddeler üzerinde yer alması idi. Arka caddelere girme şansımız olmadı fakat anlatılanlara göre Bakü’nün arka mahalleleri sefalet içerisinde imiş. Rus döneminden kalma çok büyük ve tarihi binaları var, bu binalar şu an bile çok bakımlı ve aynen kullanılıyor. Şehir merkezindeki parklar müthiş bakımlı ve lüks. Her yerde ve özellikle parklarda büyük zeytin ağaçları var. Kaldırımlar çok pahalı taşlar ile imal edilmiş, yürümeye kıyamazsınız. Şehirde lüks markaların ve Türk markaların tamamının mağazalarını bulabilirsiniz: McDonalds, Rolls Royce, Adil Işık, Sabri Özel, …
Bakü çok pahalı bir şehir, örneğin basit bir oyuncak 18 euro, baklavanın kilosu 11 euro, şehir içi taksi kullanımı 9 euro, buzdolabı magneti 1,4 euro.
Bakü nüfusunun %99’u müslüman fakat şehirde çok az sayıda camii görebildik ve maalesef ben hiç ezan sesi duyamadım, hava alanı ve restoranlar dahil mescid bulamadık.
Bakü çok sayıda kültürel ve sosyal aktiviteye ev sahipliği yapan canlı bir şehir. Sokakta yürürken onlarca Caz konseri, müzikal, tiyatro vb etkinlik ilanı görüyorsunuz. Şehirde tiyatroya çok önem veriliyor, öyle ki kukla tiyatrosu, pandomim tiyatrosu gibi özelleşmiş tiyatrolar var ve sürekli oyunlar sergileniyor. Bakü insanını çok kültürlü değerlendirdim ve Bakü’nün geçmişi de kültürle dolu. Şehirde Haydar Aliyev’in de mezarının da içerisinde bulunduğu büyük bir anıt mezarlık var. Bu mezarlıkta Azerbaycan’ın gelmiş geçmiş büyük sanatçılarının, düşünürlerinin, siyasetçilerinin, yazarların mezarları var. Her mezarın başında o kişinin de bir heykeli bulunuyor, fakat heykeller sıradan değil, o kişinin yaşamını özetleyecek türden heykeller bunlar.
Şehirde umumi WC sayısı çok az ve olanlar ise çok kirli buna göre gezinizi planlamanız uygun olacaktır.
Mart 2015’te 1 Euro 1,11 manat değerindeydi, Euro ile gidip orada çok rahat dönüştürebilirsiniz, geceleri bile açık nöbetçi para dönüştürme noktaları bulunuyor. Biz gittiğimizde yakın zamanda %50 civarında devalüasyon gerçekleşmişti.
Azerbaycan’da gördüğümüz kadarı ile sanayi çok zayıf, üretim çok az, ekonomi daha ziyade petrole dayalı ve bu durum toplumda bir rehavet yaratmış durumda. Marketlerde Azerbaycan üretimi ürün bulmak çok zor, genelde Rus ve Türk markaları tüm pazarı istila etmiş durumda.
Şehirde çok sayıda araştırma enstitüsü var, fakat Ruslardan sonra az sayıda bilim adamı yetişmiş, bunun bir sonucu olarak bilim adamlarının yaşları çok yüksek ve bu durum gelecek açısından ciddi riskler barındırıyor.
Şehirde genel olarak Türkiye’ye ve Türklere bir sempati var, dolayısı ile insanlarla iletişim kurarken hiç zorlanmayacaksınız. Her yerde Türk dizileri izleniyor, bunun bir sonucu olarak kültürümüz ve dilimiz burada çok popüler. Türk dizileri sayesinde gençler iyi Türkçe konuşuyorlar fakat Rus döneminden kalan orta yaş ve üstü nüfus ise Rusça kendini daha rahat ifade ediyorlar.
Azerbaycan’ın Naftalan bölgesinde çıkan Naftalan yağı şifalı bir volkanik çamur, bilim adamların bu çamurdan bir de özel bir yağ üretmişler, yanıklara, eklem ağrılarına iyi geliyormuş. Naftalan bölgesi oldukça popüler bu anlamda, ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz.
Şehirde maalesef diyorum, şirinlik, hoşluk adı altında rüşvet çok yaygın. Maaşlar çok düşük (örneğin akademisyen maaşı 1.500 TL) bu nedenle insanlar bu yöntemlerle kayıt dışı ekonomi yaratarak geçiniyorlar. Marketlerde fiş, fatura yok, taksilerde taksimetre yok (Sadece badılcan moru taksilerde var), yapacağınız her iş öncesinde ücretini mutlaka konuşun, pazarlığı baştan yapın derim.
Hastaneler tamamen ücretli, sağlıkta sigorta sistemi yok. Her türlü hastane işlemi için ayrı ayrı para ödemeniz gerekiyor, bunların çoğu da hoşluk parası oluyor.
Bizim Bakü’de olduğumuz dönem Novruz bayramı başlangıcı idi, her yerde tabaklarda yeşillendirdikleri ve bereket getireceğine inandıkları buğday filizleri yer alıyordu.
Şehirde kamu kurumlarında mesai 09:00’da başlıyor ve 18:00’da bitiyor.
İnternet hızı genel olarak iyi, çok sayıda wifi noktası bulmak da mümkün.
Elektrik prizleri Türkiye’deki prizler ile tamamen aynı.
Otomobil yakıt fiyatları Türkiye ile neredeyse aynı sayılır.
Bakü’ye Bakı diyorlar, Bakı ise rüzgar şehri demekmiş, vardığımız günden döneceğimiz güne kadar sürekli rüzgar esti.
Hava Mart ayında Türkiye’dekine benzer sıcaklıkta idi fakat yaz aylarında çok sıcak oluyormuş.
Mutlaka gezilmesi gereken yerler:
  • Haydar Alivey’in mezarının da bulunduğu anıt mezarlık
  • Türk şehitliği
  • Azerbaycan Şehitliği
  • Bayrak meydanı
  • Xazar kıyısı
  • Büyük Bulvar
  • Gidemedik ama Gobustan
  • Fırsat olursa Naftalan
  • Petrol çıkarma tesisleri
  • İçeri Şeher (Gız Galası, Konaklar)

IMG_2733 IMG_2721 IMG_2683 IMG_2681 IMG_2680 IMG_2670 IMG_2662 IMG_2659 IMG_2658 IMG_2647 IMG_2635 IMG_2633 IMG_2631 IMG_2612 IMG_2610 IMG_2609 IMG_2590 IMG_2586 IMG_2578 IMG_2568 IMG_2561 IMG_2545

One Comment

Add a Comment